Kentsel Dönüşümde Yeni Yaklaşımlar

Konu, 'Kentsel Dönüşüm' kısmında mainagioa tarafından paylaşıldı.

  1. mainagioa

    mainagioa Üye

    "Bu yazı gayrimenkulturkiye.com'dan alınmıştır"
    http://gayrimenkulturkiye.com/2015/07/01/kentsel-donusumde-yeni-yaklasimlar/

    Kentsel Dönüşümde Yeni Yaklaşımlar Paneli, 10 Mart 2015 tarihinde İTÜ Taşkışla Binası’nda gerçekleşti. Günün kapanış konuşmasını yapan İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Doç. Dr. Engin Eyüboğlu, Türkiye’deki kentsel dönüşüm uygulamalarına yönelik eleştirel bir yazı kaleme aldı.

    Doç. Dr. Engin Eyüp Eyüboğlu

    1 Temmuz 2015

    81

    Kentsel dönüşüm nedir? Klasik şehir planlama çalışmalarında, hangi fonksiyonun, nerede, hangi zaman içinde öngörüldüğü sorularına yanıt aranır. Bu sorulara söz konusu olan işlemlerin “nasıl”, “hangi araç ve kaynakla” ve “kimler için, kimlerle birlikte” sorularının yanıtları eklendiğinde de bütüncül ve çağdaş bir şehir planlama çalışması elde edilir. Kentsel dönüşüm çalışmaları da bu soruların yanıtlarını barındıran şehir planlama çalışmalarıdır ve bu sorulara yanıtlar bulunduğu ölçüde başarılı olabilir.

    “Kentsel dönüşüm” kavramının Türkiye’de kullanılmaya başlamasının üzerinden henüz 10 yıl geçti. Bu konuda başarılı bir uygulama bulunmadığı yönünde görüşler de oldukça yaygın. Türkiye’de kentsel dönüşüm kavramı afet odaklı tartışılmaya başlanmış ve yasal düzenlemeler dahi bu kapsamda hazırlanmıştı. Bu yaklaşım eylem planı olarak doğru görünse de, her eylem planının bir master plan kapsamında ele alınması, planlama bilimi açısından gerekli. Plan hiyerarşisi ve planlar birbiri ile uyumlu olmalı. Bu bağlamda ülkemizdeki durumu irdelemek gerekirse:

    A. Kentsel dönüşüm çalışmaları mikro düzeyde ve bütüncül olmayan planlama kararlarıyla yürütülmeye çalışılıyor. Üst planlarla uyum düşünülmüyor.

    B. Üst ölçekli planlarda eylem alanlarına yönelik somut politika ve eylemler tanımlanamıyor.

    C. Bu verimsizliğine rağmen üst ölçekli planlar, dışsal etkilerle işlemez hale getiriliyor.

    D. Hazırlanan eylem planları yöresel özellikleri dikkate almayan, standart mimari projeler şeklinde, sosyal ve kültürel farklılıkları yansıtmayan çalışmalar olarak ortaya çıkıyor.

    E. Ortaya konan sistem tüm aktörler açısından sıkıntılı ve ağır yürüyen bir sürece konu oluşturuyor ve kentsel dönüşüm kavramının içi boşalıyor.

    F. Aktörlerin rolleri süreç içinde devamlı değiştiriliyor ve tüm otoritelerde bir memnuniyetsizlik söz konusu oluyor:

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, eylem planları da dahil olmak üzere tüm sorumluluğu üzerine almakla görev yükünü taşınmaz hale getirmiş, sürecin işleyişini çok ağırlaştırmıştır.
    Büyükşehir Belediyeleri, Bakanlık’ın onayı olmadan işlem yapamamaktadır.
    İlçe Belediyeleri, süreç içinde yetki açısından en zayıf konumda kalmıştır. Kendi sınırları içinde, bir bütünün parçası olmanın farkındalığıyla, fakat parçacıl çalışmalarla ve bireysel ilişkilerle yürütülen bir sistemde hatalı uygulamalar yaparak yön bulmaya çalışmaktadır.
    Vatandaşlar, kentsel dönüşümü bir yatırım vesilesi olarak görmekte ve müteahhit arayışı içinde savrulmaktalar.
    Müteahhitler, doğal olarak sürece kar amaçlı bir girişim olarak yaklaşmakta, fakat yasal boşluklar, uzayan bürokrasi, mahkeme süreçleri ve vatandaşın aşırı istekleri nedeniyle tekil uygulamalara yönelmekte ve çok düşük kar marjlarıyla hatta zararına uygulanan projelere imza atmaktalar.
    TOKİ ve Emlak GYO, ağırlıklı olarak arazi geliştirme uygulamalarına girmekte, gerçek manada vatandaşla ortak kentsel dönüşüm çalışmalarına girmede çok isteksiz davranmaktadır.
    “Kervan yolda düzülür” mantığıyla yola çıkılarak, bilimsel altyapısı oluşturulmadan ve bir modele dayanmaksızın yürütülmeye çalışılan kentsel dönüşüm uygulamaları, tekil, parsel bazlı uygulamalar dışında gerçekleşememekte. Bu parsel bazlı uygulamalar ile şehirlerin geleceğinin; sağlam binaların yer aldığı, fakat sağlıklı olmayan sosyal çevrelerin oluştuğu mekanlara doğru kaydığı görülmektedir.

    Bedava bina dönüşümü modeli olarak tanımlanabilecek bu sürecin bir an önce durdurulması ve sağlıksız şehir parçalarını, içinde yaşayanlarla birlikte daha sağlıklı yaşam alanları haline dönüştürecek, kamu otoritesinin kararlı bir şekilde rol alacağı, vatandaşların da külfete en düşük seviyede de olsa ortak edileceği bir modelin ortaya konması gerekiyor. Bu yönde atılması gereken adımlar en üst siyasi iradeden en alt bürokrata kadar benimsenerek halka anlatılmalı ve kentsel dönüşümün bir yatırım projesi değil, bugün ve gelecek kuşaklar için bir sağlıklılaştırma çalışması olduğu kabul edilmeli.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş