Kartal: Yeni Bir Merkez Olma Yolunda

Konu, 'Kentsel Dönüşüm' kısmında mainagioa tarafından paylaşıldı.

  1. mainagioa

    mainagioa Üye

    "Bu yazı gayrimenkulturkiye.com'dan alınmıştır"
    http://gayrimenkulturkiye.com/2016/03/17/yeni-bir-merkez-olma-yolunda/

    Kartal Kentsel Geliştirme Derneği Yöneticisi Ahmet Naim Piker'e Kartal'daki kentsel dönüşüm sürecinin ayrıntılarını sorduk. Fotoğraflar: İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (2005)

    N. Gökçe Tüfekçi

    17 Mart 2016

    1477

    Sanayi tesislerinin yoğunlaştığı bir bölgeyken Beyoğlu-Şişli-Levent-Maslak hattının yükünü hafifletecek alternatif bir merkez görevini üstlenen Kartal için çalışmalar 2006 yılında başladı; Zaha Hadid’in çok tartışılan planı ise nihayet 2015 yılında meclisten geçti. Kartal Kentsel Geliştirme Derneği Yöneticisi Ahmet Naim Piker’den süreci ve ayrıntıları dinledik.

    Öncelikle Kartal Kentsel Geliştirme Derneği hangi amaçla kuruldu, Kartal’ın geçirmekte olduğu süreçte hangi görevi ne zamandan beri üstleniyor?

    2006 yılında Kartal’daki sanayi alanlarının dönüşümüne ilişkin uluslararası düzeyde tanınmış mimarlardan konsept tasarım hizmeti alınmıştı. İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) Başkanı Sn. Kadir Topbaş’ın ve İMP (İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi) Başkanı Hüseyin Kaptan’ın dâhil olduğu jüri Zaha Hadid’in projesini seçmişti. Takiben her iki başkan, sanayici mülk sahiplerinin örgütlenerek tasarım ve planlama çalışmalarına katılmasını talep etti. Bunun üzerine 14 Kasım 2006 tarihinde 17 üye ile dernek kuruldu.

    Dernek kurulduğu günden bu yana, Kartal Merkez Nazım İmar Planı alanı olarak belirlenen dönüşüm sahasında katılım ve planlama çalışmalarında Büyükşehir ve İlçe belediyesine destek oluyor. Bu desteği kimi zaman tasarım, altyapı vb. konularda teknik çalışmalar yaptırarak, kimi zaman da taraflar arası uzlaşma sağlayarak gerçekleştirdi. Tüm taraflarca kabul edilmiş ve uzlaşılmış bir planın uygulanma şansının daha yüksek olduğu bilinen bir gerçek. Bu yüzden, üyeler dâhil bölgedeki tüm mülk sahiplerinin haklarının korunmasına yönelik tedbirleri ve uyarıları da belediye yetkililerinin dikkatine sunduk. Plana karşı açılan davalarda da İBB ve Kartal Belediyesi yanında müdahil olarak planı savunduk.

    Kartal’daki kentsel dönüşüm sürecinin en başına dönelim. İlk girişimler ne zaman, hangi gereksinimle başladı? O zamandan beri neler oldu, hangi aşamalardan geçildi?

    Kartal’daki sanayi tesislerinin taşınması ve yerine konut ve ticaret alanlarının inşa edilmesi 1980’li yılların ortasından itibaren yerel yönetimlerin gündeminde olmuştur. Bunun için çeşitli ölçeklerde planlar yapılmıştı. Ancak bu planlar bir türlü uygulanamadı. 90’lı yılların başından itibaren büyük ve kirletici olan sanayi tesisleri taşınmaya başladı. Özellikle sahildeki çimento fabrikasının taşınmış olması önemli bir belirleyici oldu. Bu dönemden sonra tek tük bazı parsel sahiplerinin konut projeleri geliştirme çabalarının olduğunu biliyoruz. Bu gelişmeleri takiben 2005’e gelindiğinde burada bir dönüşümün gerçekleşmesi için bölgedeki sanayicilerin beklentilerinin dikkate alınması ve bütüncül bir proje oluşturulması gerektiği ortaya çıktı.

    İMP’de başlatılan tasarım çalışmalarına paralel olarak Kartal Sanayi Alanı, 2006 ve daha sonra 2009 onaylı İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda Anadolu Yakası’nda 1. derece Merkez Alanı olarak belirlendi. Bu kararın amacı, İstanbul’da Beyoğlu-Şişli-Levent-Maslak hattında sıkışmış ve gelişmek için kuzeydeki orman alanlarını baskı altında bırakan ve boğaz köprülerinde trafik yoğunluğuna sebep olan merkezi ticaret, hizmet ve finans işlevlerine Anadolu Yakası’nda bir alternatif alan oluşturmaktı. Kartal sanayi alanı, ulaşım olanakları, uygun arazi büyüklükleri ve İzmit’e uzanan İstanbul Metropolitan bölgesinin doğu yakasının merkezinde yer alması nedeniyle bu işlevler için uygun görüldü. Böylece bu bölgeye, ticaret, ofis, otel, kültür, eğitim ve konut alanlarından oluşan bir iş ve yaşam merkezi olma fonksiyonu yüklenmiş oldu.

    2006’dan bugüne kadar yapılan tasarım ve imar planlama çalışmaları bu hedeflere uygun olarak yapıldı. Zaha Hadid tarafından yapılan tasarım çalışmaları 2008 yılına kadar yine Zaha Hadid, İMP, Kartal Belediyesi ve derneğimizin ortaklaşa çalışmaları ile Türkiye mevzuatına uygun olarak imar planına dönüştürüldü. Bu sürede derneğimiz Kentsel Strateji şirketine bölge çapında katılımcı planlama ve uzlaşma yönetimi çalışmaları yaptırdı. Sonuç olarak 1/5000 ölçekli Kartal Merkez Nazım İmar Planı 2008 yılından İBB tarafından onaylanıp askıya çıktı. Daha sonra itirazlar ve açılan davalar nedeniyle plan 2009 yılında revize edilerek yeniden onaylandı. Bu plana bölgedeki konut alanlarında yaşayanlardan yoğun itiraz geldi.

    Bu sırada 2009 yılında yerel seçimler oldu ve Kartal Belediyesi’nin yönetimi AKP’den CHP’ye geçti. Yeni oluşan Kartal Belediyesi yönetimi ile yeni bir uzlaşma süreci başlamış oldu. Yeni süreçte konut alanlarındaki mülk sahiplerinin de kapsamlı bir şekilde katılımı gerçekleşti. Plan yeniden revize edilerek ilgili tarafların büyük kısmınca kabul gören bir plan 2011 yılında İBB’de onaylandı. 2012 yılında da 1/1000 ölçekli planlar Kartal Belediyesi’nde askıya çıktı. 2013 yılının başından itibaren Kartal Belediyesi harekete geçti ve 18. madde uygulaması dediğimiz, plana uygun yeni parsellerin oluşturulması sürecine girildi. Kartal Belediyesi bölgedeki mülk sahiplerinin tamamını alt bölgeler bazında yaptığı toplantılara davet ederek, parselasyon süreci hakkında bilgilendirme yaptı ve özellikle parsellerini birleştirmek isteyen mülk sahiplerinin taleplerini topladı. Ancak 2013 yılının ortalarında Mimarlar Odası’nın açmış olduğu sürpriz dava nedeniyle 1/5000 ölçekli plan beklenmedik bir şekilde iptal oldu ve uygulama süreçleri durduruldu. Bu davada derneğe müdahil olma imkanının tanınmadığını belirtmeliyiz.

    Bölge plansız kaldığı için İBB tarafından yeni bir plan hazırlık süreci başlatıldı. Daha önceki süreçte içinde yer aldığımız ve yaptırdığımız tüm çalışmaları rapor halinde, kurum görüşü olarak belediyeye ilettik.

    Bu süre içinde planlama sınırlarında bazı değişiklikler oldu. Öncelikle 2013 yılında, sahilde eskiden Yunus Çimento fabrikasının bulunduğu hazineye ait alan, plan sınırı dışına çıkarıldı ve TOKİ tarafından Emlak Konut’a satıldı. Emlak Konut ihaleye çıkarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın planlama yetkisiyle bir karma kullanım projesi geliştirdi. Projenin inşaatı şu anda devam ediyor. Daha sonra Yunus tren istasyonunun arkasındaki konut alanını da içeren bir alan Bakanlar Kurulu tarafından Riskli Alan ilan edildi ve burası da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı planlama yetkisine girmiş oldu. Sonra da 2014 yılında Taş Ocağı’nın bulunduğu hazineye ait olan bölge, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla özelleştirme kapsamına alındı. Böylelikle, bu alanda da Özelleştirme İdaresi’nin planlama yetkisi geçerli hale geldi.

    Yeni sınırlarıyla plan Ocak 2015’te İBB meclisinde onaylandı. Ancak Eylül ayında Riskli Alan’ın planlama yetkisi yeniden İBB’ye devredildiğinden plan yeniden meclise girerek onaylandı. Şu anda imza süreçlerinin tamamlanarak planın askıya çıkarılmasını bekliyoruz.

    Şu anda Kartal, sürecin neresinde? Neler başarıldı, hangi noktalarda aksamalar oldu?

    Projenin başlangıcında yalnızca yabancı mimarlardan tasarım çalışması talep edilmesi çok tepki toplamıştı. Bu durumun izi kamuoyunda uzun süre kaldı. Ancak belediyelerin de müdahil olduğu plan hazırlık süreçlerinde tasarımın oldukça yerelleştiğini söyleyebiliriz. Diğer yandan 2009’daki yerel seçimlerde belediye yönetimindeki parti değişimi plan süreçlerinde bir kesinti yarattı. Başlangıçta projeye karşı olan yeni yönetim daha sonra bölgedeki konut sakinlerinin de katılımını sağlayarak planlama süreçlerini sahiplendi. Bölgedeki mülk sahipleri ile birlikte devam eden süreç Mimarlar Odası’nın davasıyla yine önemli ölçüde kesintiye uğradı. 2013’te itibaren ise hem mahkeme kararları ve itirazlar hem katılım süreçleri hem de önceki çalışmalar değerlendirilerek yeni bir plan süreci başladı. 3 yıldır bu sürecin tamamlanmasını bekliyoruz.

    Zaha Hadid’in master planı hakkında detaylı bilgi almak isterim. 2007’de kamuoyuyla paylaşıldığından beri oldukça tartışıldı ve sonunda 2015’te meclisten geçti. Plan için süreç nasıl işledi?

    Zaha Hadid’in başta belirlediği konsept “düzenleyici ızgara sistemi” olarak ifade edilebilir. Çevredeki yolların sürekliliği ve parsel büyüklükleri dikkate alınarak yeni bir kentsel doku önerilmişti. Bu doku hem iki boyutta, yani yollar ve ada büyüklükleri açısından hem de üç boyutta bina yükseklikleri ve tipolojisi açısından düzenleyici bir çerçeve oluşturuyordu. Ayrıca öngörülemez belirsizliklere karşı da esnek bir sistemdi. Plan hazırlık sürecinde bu konsept tasarım somutlaştırıldı ve herkesin bildiği ve biraz fütürist bulunan tasarım ortaya çıktı. Bu tasarımda binaların kaligrafik ve yuvarlak hatları çok göze çarpıyordu. Ancak tasarımın asıl özelliği, önerdiği kent yapısıydı.

    Tasarımda, 3 boyutlu ızgara sisteme ek olarak 3 ana unsur ortaya çıkıyordu. Taşocağının büyük bir kent parkı olarak düzenlenmesi, şu sırada kamyonların yoğun kullandığı Sanayi Caddesinin 45 m’lik geniş kaldırımlı bir bulvar olarak düzenlenmesi ve sahilde kültürel ve kamusal kullanımlarla desteklenmiş yat limanı. Bu üçlü sistem kuzeyde Kartal Köprüsü kenarındaki metro istasyonu, güneyde Marmaray istasyonu ve deniz ulaşımı ile entegre olan transfer merkezi ve bu iki bölgeyi birbirine bağlayan tramvay hattı ile destekleniyordu. Okul, kreş, semt parkı, sağlık tesisi gibi kullanımlar ise proje alanının kenarlarında konumlandırılmıştı. Böylece bu bölgede yaratılmış kamusal alanlardan çevredeki yerleşimlerin de faydalanması ve bir bütünleşme sağlanması düşünülmüştü. Ayrıca yüksekliği düzenlemek amacıyla da Zaha’nın imzasını taşıyan ve büyük parsellerle uyumlu olacak şekilde üç bölgede yükselen bir silüet tasarımı yapılmıştı.

    Plan süreçleri geliştikçe bu kentsel yapının belirli özellikleri korunmaya çalışıldı. Mevcut ve değiştirilemeyecek kullanımlar, kamu kurumlarının beklentileri, plan uygulama araçları ve mevcut mülkiyet deseni dikkate alındığında bazı değişiklikler kaçınılmaz oldu. Ancak en önemli değişiklikler, planlama alanı içinde bahsettiğimiz bölgelerin planlama yetkilerinin değiştirilmesi sonrası gerçekleşti. Özellikle Yunus Çimento fabrikasının yerine yapılan proje ile önerilen bulvarın sahille doğrudan buluşması engellendi. Marmaray, tramvay ve deniz yollarını bağlayan ve yat limanı ile bütünleşen transfer merkezi fikri bitirilmiş oldu. Taşocağının özelleştirmesi sonucu da o bölgenin kent parkı olarak işlevlendirilmesi tehlikeye girdi. Ancak yine de park olarak kalacağını umuyoruz.

    Diğer bir değişim de planlamada özel mülkiyetten yapılan kesinti oranı konusunda. Başlangıçta mülklerden donatı alanları için toplam %40 kesinti için mutabakat sağlanmıştı. Ancak son onaylanan meclis kararında donatı için yapılacak terk oranı %45 olarak belirlendi. Bizim dikkatimizi çeken en önemli ve can sıkıcı nokta, iptal edilen en son planda iptal gerekçesi olarak gösterilen maddelerin düzeltilmesi dışında uzlaşılmış konular dikkate alınmayarak radikal değişiklikler yapılması oldu.

    Türkiye’de, özellikle İstanbul’da kentsel dönüşüm süreçlerinde aktörler arası uzlaşma ve güven eksikliği gibi sorunlar dikkat çekiyor. Bu konularda Kartal’da durum nasıl?

    Bu plana destek vermek üzere bir dernek kurulması önerisi mülk sahiplerini ciddi anlamda onurlandırdı ve Türkiye’de ilk örnek olarak gündeme gelmesi ayrı bir motivasyon unsuru oldu. Siyasi görüşlerden arınmış olarak İBB ve Kartal Belediyesi ile yapıcı bir ilişki içinde bulunmak karşılıklı güveni tesis etti. Ancak, sebeplerini tam anlayamadığımız erteleme ve kararlarla bu süreç aşırı uzadı ve meclis onayından üç defa geçti, itiraz görmemiş belli konularda yapılan değişiklikler konuyla ilgili insanların inancını ve güvenini ciddi bir biçimde sarstı.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş