Emlak Konut Gayrimenkul Sektörüne Bakış Raporu - Eylül 2017

Konu, 'Sektör & Bölge Analizleri' kısmında osiris666 tarafından paylaşıldı.

  1. osiris666

    osiris666 Yönetici Yetkili Kişi

  2. osiris666

    osiris666 Yönetici Yetkili Kişi

    Raporun uzun olduğunu düşünenler için yönetici özeti ;

    İnşaat ve özünde konut imalatı ile buna bağlı alt sektörler ekonominin en önemli unsurlarındandır. Türk Konut sektörü son on beş yıllık süreçte çok hızlı bir gelişim kaydetmiştir. İnşaat sektörünün makroekonomi açısından önemi çarpan etkisinden kaynaklanmakta olup, 250 alt sektörü harekete geçirerek gerek büyüme gerekse istihdam üzerine etki yaratmaktadır.

    İnşaat sektörü değişkenlerini çok dikkatli bir biçimde ve belli bir vadede analiz edilmesi gerekliliği açıktır. Zaman zaman etkisi daha az olacağı varsayılan değişkenlerin etkisi yüksek olurken, bazı dönemlerde ise tam tersi olabilmektedir. Örneğin konut kredi faizlerinin yükselmesi bir yandan tüketicinin talebini düşürürken diğer yandan üretim maliyetlerini de artırmaktadır. Fakat bazı dönemlerde tüketim ile faiz arasındaki duyarlılık oldukça azalmaktadır.

    Sosyoekonomik bazda tartışılan önemli noktalardan biri de ‘konut fiyatlarıdır.’ Konut fiyatlarındaki seyir ve fiyatlamanın doğru olup olmaması yalnız konut sektörü için değil tüm ekonomi için önemli bir gösterge olma özelliğini taşımaktadır. Bu durum Merkez Bankaları ve iktisat politikaları uygulayıcıları için hayati bir önem arz etmektedir.

    Varlık fiyatlarının analizi ve oluşumu ile ilgili pek çok iktisat ve finans yöntemi bulunmakla birlikte ‘her zaman ve her yer için’ geçerli bir ‘doğru fiyat’ tespiti mümkün olmamaktadır. Bunun temel nedeni ölçülmesi daha zor olan insan ve buna bağlı davranış kalıplarından kaynaklanan unsurların zaman zaman baskın konuma gelmesidir. Ayrıca, özellikle konut projelerinin birbirlerinden konum, büyüklük ve sosyal olanaklar gibi oldukça farklı yapıya sahip olması homojen bir karşılaştırmayı mümkün kılmamaktadır.

    Kamuoyumuzda sık sık tartışılan ve gündeme gelen ‘Türk Konut Piyasasında fiyat yönlü balon’ olup olmadığı sorusuna yaptığımız analizlerle bulduğumuz cevap ise ‘balon’ olmadığı yönündedir. Türkiye genelinde son verilere göre yapılan analizlerde fiyat artışının hala makul bir eğilimde devam ettiği görülmüştür.

    Bundan önceki raporlarımız ve yeni raporumuzda yaptığımız analiz ışığında Türk Konut Piyasasında ‘fiyat balonu’ yoktur. Türkiye genelinde ortalama konut fiyatları Haziran 2012 ile Haziran 2017 arasında, reel olarak %44,03 oranında artmıştır. Yeni konut fiyat endeksi aynı dönemde %36,14’lik reel fiyat artışı sağlamıştır. İlgili rakamlar ‘varlık balonu’ kavramından oldukça uzaktır. Her iki endekste kabul edilir bir artış oranı sağlamışlardır. Endekslerin artışı sektörün canlılığının ve talebin sürekliliğinin işareti olarak da yorumlanabilir.

    Ancak bölge ve/veya semt bazlı fiyatlarda ‘köpükleşme’ eğilimleri görülebilmektedir. Yalnız bu tip fiyat hareketlerini analiz ederken ilgili yerlerin kendine ait özel fiyat dinamikleri olabileceği de unutulmamalıdır. Türkiye gayrimenkul piyasası ile ilgili aşağıdaki gelişmeler aşağıdaki analizimizde özetlenmiştir.

    Türkiye’nin en önemli konut ve gayrimenkul pazarı olan İstanbul da ilgili dönemdeki reel fiyat artışı %77.99 seviyesinde gerçekleşmiştir. İstanbul’u %77 yükselişle Antalya-Burdur-Isparta ve %66,6 artış ile Aydın-Denizli-Muğla takip etmiştir.

    · İstanbul ve yakın çevresinde fiyat üzerine etki eden temel unsurlar olarak aşağıdaki noktaları takip etmek yerinde olacaktır. Devam eden yabancı talebi, alt yapı yatırımlarının canlılık getirmesi, elastik bir arz-talep yapısına sahip olunması, maliyet artışlarının fiyatlara tam olarak yansıtılmaması iç ve dış göç, ulaşım açısından dünyanın orta noktasında olması, tarihi ve kültürel özellikleri olarak görülebilir.

    · İzmir üç büyük şehir içinde en iyi ikinci performansı göstermiştir. Haziran 2012 ile Haziran 2017 tarihleri arasında reel fiyat artışı hızlanarak %49,84’e ulaşmıştır.

    · Başkent Ankara ise daha tedrici bir artışa sahip olarak 3 büyük emlak pazarı içinde fiyat yönlü hareketin en mutedil yaşandığı şehir olmuştur. Haziran 2012 ile Haziran 2017 tarihleri arası reel fiyat artışı %14,7 düzeyinde gerçekleşmiştir.

    · Fiyat değişimlerinde ‘yaz etkisi’ olarak adlandırabileceğimiz, sayfiye yerleri ile sahil kentlerinde dönemsel etkiler görülmüştür. Antalya, Aydın, Muğla bunun en tipik göstergesidir.

    · Karadeniz bölgesinde bir süredir devam eden ‘körfez etkisi’ ve dönemsel Saikler fiyat artışını artırmış görünmektedir. Burada özellikle Trabzon da görülen yabancı alımlarının payı etkili görülmektedir.

    · Değerlendirmeye konu olan tüm veriler ortalamaları işaret ettiğinden aynı şehirlerde farklı bölge, mahalle, sokaklarda fiyat değişiklikleri olabileceği unutulmamalıdır.

    · Shiller’in balon tanımın da yer aldığı üzere son beş yıllık sürede %100’ü aşan reel fiyat artışları ‘varlık balonu’ olarak nitelendirilebilmektedir. Bunun birlikte gerek İstanbul gerekse başka bölgelerde, taşınmazın konumu, çeşitli özellikler ve tüketici davranışları gereği, mahalle veya sokak bazında daha yüksek fiyat artışları da olabilmektedir. 7

    Fiyatların dönemsel olarak değişimini analiz ettiğimizde eğilim konusunda önemli değişiklikler gözlenmektedir.

    Türkiye genelinde konut fiyat endeksi, Ocak 2012 - Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012 - Haziran 2017 döneminde %0,94 düzeyinde reel fiyat artışı görülmüştür. Yeni konutlar da ki reel fiyat artışı ise %0,42 oranında yükseliş göstermiştir. Gerek Türkiye konut fiyat endeksinde gerekse Yeni konut fiyat endeksinde artış hızı azalmaya başlamıştır.

    İstanbul nominal fiyat artışında liderliğini sürdürse reel fiyat artışı bakımından ilk defa negatif bir değer alarak Ocak 2012-Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012-Haziran 2017 döneminde % -0,64’lük bir kayba imza atmıştır. Bu fiyat hareketi geçtiğimiz raporda da vurguladığımız bir fiyat düzeltmesi olarak görülebilir. Zaman zaman varlık fiyatlarında yaşanan ve ani olmayan düzeltmeler piyasa dinamikleri açısından olumlu olarak adlandırılabilir.

    · Üç büyük kent içinde İzmir, Haziran 2012 - Haziran 2017 döneminde reel fiyat artışında en hızlı olan piyasaya sahiptir. İzmir de Ocak 2012 - Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012 - Haziran 2017 döneminde reel konut fiyatı artışı %5,15 oranında gerçekleşmiştir. İzmir de yapılan markalı konut projeleri ile başka büyük şehirlerden aldığı göçlerin etkisi fiyatlara yansımız gibi görünmektedir.

    · Ankara ilgili iki dönem arasında Türkiye ortalamasının oldukça altında bir fiyat değişimine sahip olarak reel olarak % -2,52 bir kaybı yaşamıştır. Üç büyük şehir içinde değer kaybının en fazla yaşandığı yer Ankara görülmektedir. Ankara da konut arzının artması ve başka şehirlere verilen göçlerin etkisi fiyatlarda hissedilmektedir.

    · İlginç bir fiyat düzeltmesi Gaziantep, Kilis, Adıyaman bölgesinde yaşanmaktadır. Yaklaşık 24 ay öncesine kadar Türkiye de ki en fazla fiyat artışına sahip olan bu bölgede hem son beş yıllık süreçte fiyat artışı hız kesmiş, hem de son iki dönem arası reel olarak fiyatlar % -5,64 gerilemiştir. İki yıllık bir süreçte bu bölgede yaklaşık fiyat gerilemesi %20’leri bulmuştur. Bu durum piyasanın daha rasyonel davranarak arz ve talebi dengeleme çabası dışında, azalan dış göçe bağlı talep düşüklüğün etkileri olarak yorumlanabilir.

    · Van, Bitlis, Hakkâri bölgesi Ocak 2012 - Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012 - Haziran 2017 döneminde %2,57 reel fiyat artışı yaşanmıştır. Bölgede son bir yıllık süreçte yaklaşık %8’lik bir reel fiyat artışı yaşanarak daha önceki dönemlerdeki negatif fiyat artışını telafi etmiş görünmektedir. Ancak bu bölgede hala reel fiyat artışları Türkiye ortalamasının oldukça altında seyretmektedir.

    · Artvin, Giresun, Ordu, Rize, Trabzon bölgesi Ocak 2012 - Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012 - Haziran 2017 döneminde %2.89’luk bir yükseliş kaydetmiştir. Bu bölgede görülen yabancı talebi ile TOKİ faaliyetlerine bağlı inşaat sektöründe görülen canlanmanın etkisi olduğu düşünülebilir.

    · Fiyat artışı oranı bakımından en hızlı yükselişi gösteren bölgelerden biri olan Aydın, Denizli, Muğla yöresinde söz konusu iki dönem arasında reel fiyatlar %10,53 oranında artmıştır. Turizmde yaşanan toparlanma, bölgelerde yaz sezonun etkileri ile yerli yatırımcıların talebi etkili olmuş görünmektedir. Öte yandan özellikle Ege Bölgesine ulaşım anlamında yapılan yatırımlar ile İstanbul bölgesinden söz konusu illere daha kolay gidilip geliniyor olması talebi güçlendirmiştir. Bölgeyle ilgili diğer bir gelişmede bazı büyük markalı proje yüklenicilerinin de piyasaya girmeleridir.

    · Konya, Karaman bölgesinde Ocak 2012 - Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012 - Haziran 2017 döneminde %-3,36 oranında reel fiyat azalışı olmuştur. Bu bölgede de kendi dinamikleri içinde bir düzeltme hareketi yaşandığı söylenebilir.

    · Antalya, Burdur, Isparta bölgesinde geçmiş bir yıllık süreçte fiyat konusunda zayıf bir görünüm bulunurken Ocak 2012-Ocak 2017 dönemine göre Haziran 2012- Haziran 2017 döneminde reel olarak %2,3’lük bir yükseliş yaşanmıştır. Hem mevsimsel talep hem de turizm faaliyetlerinde yaşanan toparlanmanın etkisi konut fiyatlarında kendisini göstermiştir.

    Türkiye genelinde konut fiyatlarına baktığımızda ‘gayrimenkul piyasasının’ dinamikliğini ve olabildiğince denge fiyatını yakalamaya çalıştığını görmekteyiz. Bu anlamda;

    · Türk Konut Piyasasında alt pazarlar bazında dinamik ve rasyonelleşen eğilimler görülmektedir. Özellikle fiyat hareketlerinde gerektiğinde ‘düzeltme’ gerektiğinde de ‘artışlar’ görülebilmektedir. Düzeltme hareketi yapan alt piyasalardan biri Gaziantep, Kilis, Adıyaman bölgesiyken, Aydın, Denizli, Muğla ve İzmir bölgesi de artışa en tipik örnek olmuşlardır.

    · Konut yapı izinlerinin piyasa beklentilerine göre yükleniciler tarafından azaltılıp- çoğaltılması dinamik bir şekilde sürmektedir.

    · Tüketicinin giderek daha rasyonel kararlar vererek sadece fiyat kıstasına bakmaması, yapı kalitesi, malzemesi, ulaşım kolaylığı gibi pek çok unsuru değerlendirdiği görülmektedir.

    · Temmuz 2016 da yaşanan sürecin izlerinin hızlıca atlatıldığı görülmektedir. Bu aşamada markalı konut imalatçılarının(Emlak Konut GYO A.Ş,GYODER Üyeleri gibi) yaptığı kampanyaların beklentiyi olumluya çevirme ve sektöre moral vermesi konusunda önemli katkıları olmuştur. Benzer kampanyaların zaman zaman farklı büyüklüklerde gerçekleşiyor olması sadece markalı konut üreticilerini değil sektörün tamamını ivmelendiren bir yapıya haiz olmaktadır.

    · Dönemsel olarak Bankacılık sektörünün nihai tüketiciye sağladığı iyi koşullu krediler ile kurumsal firma ve bankaların ortaklaşa yaptıkları finansman modelleri sektör için oldukça yararlı olmaktadır.

    · Yabancı yatırımcıların sadece konut niteliği ve niceliğine değil aynı zamanda mülk edindikleri şehri ‘bir yaşam alanı’ olarak görmelerinin etkileri de dikkat çekmektedir. Bunun en tipik örneği İstanbul da görülen yabancılara yönelik konut satışlarıdır.

    Gayrimenkul kavramını incelerken sadece piyasada oluşan fiyata değil, imalat için üstlenilen temel maliyete bakıp ona göre analiz yapmakta fayda bulunmaktadır;

    · Haziran 2016 ile Haziran 2017 dönemi arasında Türkiye genelinde nominal konut fiyatları %27,18 artarken bu rakamdan Bina İnşaat Maliyet Endeksi’ni indirgediğimizde reel artış %8,69 düzeyinde gerçekleşmiştir, Yİ-ÜFE(Maliyet Enflasyonu) bazlı reel getiri ise %10,16 olmaktadır.

    · Yeni Konutlar için ilgili dönemde nominal artış oranı %23,45 olurken, BİME(Bina İnşaat Maliyet Endeksi) indirgenmiş reel fiyat yalnızca %5,5 düzeyinde bulunurken, Yİ-ÜFE bazlı reel getiri %7,12 düzeyinde gerçekleşmiştir.

    · İstanbul şehri için son bir yıllık endeks bazlı nominal getiri %28,14 olurken BİME indirgenmiş reel fiyat %9,5 düzeyinde oluşmuştur, Yİ-ÜFE bazlı reel getiri %10,99 düzeyinde gerçekleşmiştir.

    · Rakamların ortalama bazlı olduğu ve ani finansal giderler,(faiz yükü-fonlama maliyeti) kur yükü gibi maliyet unsurlarını tam olarak yansıtmadığı gözden kaçmamalıdır. Dolayısıyla sektörün kar marjları oldukça düşük düzeylerde gerçekleşmektedir.

    · Maliyet artışları satış fiyatlarına son derece sınırlı ölçüde yansımıştır. Yükleniciler şimdilik maliyetleri önemli ölçüde kendileri üstlenmiş görünmektedir.


    TCMB tarafından hesaplanan KFE’nin kalite etkisinden ayrıştırılması amacıyla hedonik regresyon analizi kullanılarak Hedonik Konut Fiyat Endeksi’ni hesaplamaktadır. Sonuçlara göre, Türkiye genelinde konut fiyatlarında meydana gelen nominal artışın yaklaşık dörtte birinin, reel artışların ise yaklaşık yarısının kalite artışlarından kaynaklandığı söylenebilir.

    İfade ettiğimiz fiyat dinamiklerinde dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta da, piyasa mekanizmasının fiyatı giderek dengelediği düşük fiyat artışı olan yerlerde fiyatların toparlandığı, hızlı fiyat artışı olan yerlerde ise artış hızının yavaşladığıdır. Bunun da giderek daha rasyonel davranan ‘konut piyasanın’ öncü bir göstergesi olduğu düşülebilir.

    Türkiye’de konut arzı ile talebi yavaş yavaş oturmaya başlamıştır. Yıllık yaklaşık 1.200.000 adet konut ortalama el değiştirmekte olup, 650.000 adet yeni konut ihtiyacı sürmektedir. TÜİK verilerine göre; ülkemizdeki hane halkı sayısı 19.481.000 civarındadır. Ortalama hane halkı büyüklüğü ise 3,8 kişidir. 2006 yılında konut sahipliği oranı %60,9 iken 2015 yılında ise oran %67,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

    Türkiye köyden kente göçün devam eden bir ülkedir. Türkiye’de kentleşme oranı %78 ve buna bağlı nüfus 60 milyon civarındadır. 2023 yılına kadar kente göçün devam edeceği ve kentleşme oranının %84’lerin üzerine çıkması beklenmektedir. Buna göre kentleşen nüfusun 2023 yılında 71 milyon olması öngörülmektedir. Bu göç kaynaklı kentleşme nedeniyle 2025’e kadar göç alan şehirlerde konut talebinin devam edeceği düşünülmektedir. Kentleşme ile birlikte nüfus yapısında temel farklılıklar oluşmaktadır.

    Türk inşaat ve konut sektörü büyüyen Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olmaya devam edecektir. Demografik ve ekonomik gelişmeler göz önüne alınıp dünya ile kıyaslandığında sektörün daha çok potansiyel içerdiği görülecektir. Ancak fiyatlar konusunda zaman zaman yaşanabilecek dalgalanmalar ‘çöküş’ veya ‘balon’ olarak adlandırılmamadır. Hangi tip varlık olursa olsun, ne daima fiyatı artacak ne de daima düşecektir. Dolayısı ile gerek ülkemiz ile ilgili gerekse sektörle ilgili istikrar ve dinamik yapı devam ettikçe orta vadede eğilim büyüme yolunda olacaktır.

    Konut Piyasasındaki durum, Cobweb kuramını hatırlatan bir döngü içinde gerçekleşmektedir. Arz talebe göre kendisini gecikmeli olarak ayarlayıp gereğinde üretimi fazlası ile artırmakta gereğinde de fazlası ile daraltıp dengeye ulaşmaya çalışmaktadır. Teoride istikrarlı, istikrasız ve nötr denge olarak adlandırılan durumların çıkması olasıdır. Bireylerin gelirinde yaşanan artış veya gelecekte gayrimenkul fiyatlarının artacağına olan beklenti ve faiz, kampanya gibi arz yönlü çalışmaların talebi canlandırması durumları ortaya çıkabilir.

    Ülkemizde son yıllarda görülen gayrimenkul fiyat ve arz hareketleri yukarda ifade edilen üç unsur kaynaklı görülmektedir. Ancak bu unsurların önemi ve ağırlığı, içinde bulunulan ekonomik şartlara göre değişmektedir. 2016 yılsonu itibarıyla günümüze kadar geçen süreç bir tür ‘uyarılmış denge’ arayışını andırmaktadır. Talebin sürekli ve istikrarlı olabilmesi için makroekonomik olarak ölçeğin büyümesi ve gelirin artışının sağlanması yerinde olacaktır. Diğer yandan ödünç alınacak fonlara ulaşım ve maliyet kolaylığı da bu sürece kısa vadede destek verecektir.

    2017 yılı ilk yarısını incelediğimizde ise talebin canlılığını koruyup şartların iyi olacağı beklentisini taşıdığı görmekteyiz. Bu sürece ‘uyarılmış büyüme’ adını verebiliriz. Yukarıda ifade edilen ‘piyasa dengelerine’ ulaşılması için arz ve talep yönlü esneklikler de görülmektedir.

    Gayrimenkul sektörünün önemli göstergelerinden birisi olan konut satışları rakamlarına bakıldığında ise yukarıda ifade edilen doğal talebin sonuçları gözlenmektedir. 2011 yılında 997.550 adet konut satışı yaşanırken sırası ile bu sayı; 2012 yılında 971.757 adet, 2013 yılında 1.157.190 âdete yükselmiş, 2014 yılında 1.165.381 olarak gerçekleşmiş, 2015 yılında ise yeni bir rekor olan 1.289.320 adet sayısına ulaşmıştır. 2016 yılında ise gerek Türkiye’nin içeride yaşadığı sistemik riskler gerekse küresel olarak yaşanan sorunlara rağmen konut satış rakamları yeni bir rekoru işaret ederek 1.341.453 sayısına ulaşılmıştır.4 Ocak-Temmuz 2017 döneminde konut satış sayısı 770.232 adet olmuştur. Gayrimenkul sektörü için Hükümetimizde teşvik ve destek çalışmaları bir süredir devam etmektedir. Söz konusu teşvikler sadece inşaat sektörü için olumlu olmayıp tüm menfaat sahipleri için değer üretmektedir. Bunlar;

    · En az 1 milyon dolarlık taşınmaz satın alan ve 3 yıl satılmaması şartı ile yabancıya vatandaşlık veren düzenleme,

    · Yapı ruhsatı 1 Ocak’tan sonra alınan konut inşaatı projeleri ile kamu tarafından ihalesi 1 Ocak’tan itibaren yapılacak konut inşaatı projelerinde de metrekare vergi değeri bin lira ile 2 bin lira arasındaki konutların tesliminde KDV’nin yüzde 8 olarak sürekli uygulanması, Konuttaki KDV indiriminin Mart ayından Eylül ayına uzatılması,

    · Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ait damga vergisi oranı sıfır olarak uygulanması,

    · Uzun Vadeli konut kredisinde başlangıç rakamı olan %25 tutarındaki sermayeyi sağlamakta zorluk çeken tüketici için bu rakamın %20’ye indirilmesi,

    · Konut alımını ve tasarrufu teşvik amacıyla alınan önlemler (Konut alımında %15 devlet desteği vb.) ve bunun ekonomi üzerindeki etkisi, olarak özetlenebilir.


    Ancak ekonominin ve özünde gayrimenkul sektörünün ‘sürdürebilir’ bir şekilde büyüyebilmesi için hem yasal hem de kurumsal düzenlemelere ihtiyaç duyduğu da gerçektir. Söz konusu amaçla;

    · Kalıcı bir vergi düzenlemesi yapılarak, özellikle ilk konutunu alan kişiler için avantajlar sağlanması,

    · Çalışmaları süren Kurumlar ve Gelir Vergisinde sektöre özel belli muafiyetlerin sağlanması

    · Yabancılara gayrimenkul satışı ile ilgili düzenlemelerde bazı rötuşların yapılması durumunda olası satış imkânlarının daha da artabileceği,

    · Değer artışı ve emlak vergisi ile ilgili yalın ve günün şartlarına özgü düzenlemelerin yapılması

    · Halen çalışmaları devam eden imar yönetmeliklerinde nüfus yoğunluğu, alt yapı durumu, deprem ve diğer doğal afetler gibi durumlara ve şehirleşme planlarına göre düzenlemelerin yapılması,

    · Finansal piyasalar, vergi ve alım/satımla ilgili problem yaratan ‘resmi inşaat değeri’ ile ‘fiili gayrimenkul değeri’ arasındaki farkın bir kereye mahsus kapatılması için düzenleme yapılması bu yolla elde edilecek kaynağında gerek İller Bankasın vasıtasıyla kentsel dönüşümde kullanılması gerekse tekrar hayat geçirilecek olan Emlak Bankası için kayak olarak kullanılabilmesi,

    · Bazı ülkelerde olduğu üzere kamu ağırlıklı olarak kurulan ve uzun vadeli konut kredilerini hem bireylere hem de kurumlara sağlayan bunlarla birlikte gayrimenkule dayalı ‘menkul kıymetleştirme ‘ yapan bir bankanın kurulması

    · Banka (Hem mevduat hem de katılım bankaları için) ve sermaye piyasaları açısından gayrimenkule dayalı menkul kıymetler çıkarabilmesi için yasal düzenlemelerin güncellenmesi veya yeniden oluşturulması

    · BIST bünyesinde gayrimenkule dayalı haklar ile gayrimenkullerin menkul kıymetleştirilmesi ile ilgili pazarların oluşturulması

    · Gayrimenkul Yatırım Fonları ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının vergi muafiyetlerinin devam etmesi

    · Altyapı Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının kurulması ve bununla ilgili Belediyelere özendirici teşvikler verilmesi

    · Orta ve orta alt gelir grubuna ait konut ihtiyacını karşılamak amacıyla bu konuya özel kooperatiflerin kurulması olarak özetlenebilir.

    Türk ekonomisi ve gayrimenkul sektörü yılların verdiği deneyim ile son derece dinamik bir şekilde gelişen şartlara uyum sağlamaktadır. Sektörün hem üretim hem de finansal anlamada eksikliklerinin giderilmesi durumunda çok daha başarılı ve katma değerli çalışmalar yapacağı aşikârdır.
     
    Admin bunu beğendi.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş